01 Ekim 2006

Carlsberg ve Bilim

… Bunlar 1900-1930 yıllarıydı, fizikte en önemli keşifler Bohr, Sommerfield, De Broglie, Einstein, Planck, Dirac, Heisenberg ve diğerleri tarafından yapılmıştır. Her hamleden sonra bu bilim adamları bir araya toplanır ve bir Danimarka birası olan Carlsberg eşliğinde, Carlsberg Sarayında bunu kutlarlardı. Bu bira fabrikasının kurucusu, yapıcı eylemlere yatkın, döneminin bilim insanlarına yardım etmiş bir hayırseverdi. Şirketinin kazançlarını bilimin gelişmesi için kullanılmak üzere Danimarka Kraliyet Akademisi’ne bağışlamıştı. Mirasında kendi muhteşem evinin dönemin en ünlü Danimarkalı bilim adamının hizmetine sunulmasını özellikle belirtmişti ve Bohr buraya taşınmıştı. Bohr Enstitüsü, Kuvantum Fiziği dünyasının merkezi oldu. İnsanlığın bir bira fabrikası sahibinin eylemleri aracılığıyla bilgide bu denli dev bir aşama yapacağını kim hayal edebilirdi?

Ruhun Fiziği, Fabio Marchesi, Goa Yayınları, 2006, sayfa 25, 26

Bu satırları okumuş, ilginç deyip geçmiştim. Daha sonra sadık okurumuz Metin Beyin ısrarıyla bulup buraya da aktarmaya niyet etmiştim. Bu sabah yatakta daha çok kalmaya bahane olması için buna rastlamış olabileceğim kitapları sayfa sayfa karıştırıp hangisinde yer aldığını buldum. Tabii ki baktığım son kitaptan çıktı!

Klasik bir titiz başak eğilimiyle bu kadarıyla yetinmedim ve bunun hakkında rastlayabileceğim başka kaynaklar için gugıla başvurdum ve o da bana kanıtları bir bir sundu.


İlk olarak Bohr (sağdaki amca) ve Heisenberg’i (o da soldaki yakışıklı) bir masada bahsi geçen seanslardan birinde görüyoruz. Fotoğrafın sağındaki Carlsberg şişelerine dikkatinizi çekerim.


Ve burada da Carlsberg bira fabrikasının sonradan Bohr’un emrine amade edilen binası. Yeşillikler içinde taş bina tek kelimeyle süper! Evet, ben de düşündüm, karar verdim, ben hologram yaparken böyle bir sponsorum olması benim için de hiç fena olmaz… Aynen bunun gibi bir mekan, ancak içinde parke bir salonu da olsun isterim, dans etmek için. Yediğin önünde yemediğin ardında, sen kafana göre takıl modeli bir sponsor diliyorum! Zaten öyle boğazlı biri değilimdir, otla çöple doyarım. Kimseye zararım da yoktur, normal insanların öldüresiye sıkıcı buldukları anlamsız rutinleri bıkmaksızın tekrarlayabilirim, deney güncelerimden şimdiye kadar anlamış olmanız gerekir. Hem, belli mi olur, böyle bir sponsorum olur da tüm mesaimi hologram yapmaya ayırırsam bir Nobelcik de ben kaparım! Lab dışındaki zamanlarda da öyle çimenlerin üzerinde yatar yuvarlanır, yüzümde bir tebessümle huzur meleği şeklinde takılırım. Yurdumuzun gelişecek alanlarında destekleyecek adam arayanlar, beni bir düşünün diyorum!

Hikayeyi özetlemek gerekirse, J. Carl Jacobsen adındaki biracı hayırsever bir amca, -ismi Bohr ve Carlsberg arattığımızda ilk sayfada çıkan sonuçların sadece birinde yer alıyor. Sadece onun adını arattığımızda ise karşımıza daha çok Danca sonuçlar çıkıyor- yaptığı biraları ve kazandığı paraları dönemin bilim insanlarına hibe etmiş, miras bırakmış. Ancak yatırımları da karşılıksız kalmamış, Neils Bohr, muzip kişiliği, alçak gönüllülüğü ile İleri Araştırmalar Enstitüsünü bilim adamlarını mıknatıs gibi çeken bir hale getirmiş. Daha sonra enstitü kendi ismini almış ve daha sonra bu enstitü de, inanmazsınız Avrupa Parçacık Fiziği Araştırma Merkezi’nin, ki biz onu kısaca CERN diye biliriz, kurulmasına yardım etmiş. Ya, nereden nereye!

Niels Bohr'un altı çocuğu olduğunu -eski topraklar nesli geliştirmek için bizden daha çok çalışmışlar- ve kendisi gibi, oğullarından Aage Bohr’un da fizikçi olup 1975’de Nobel Fizik Ödülü aldığını da buradan öğreniyoruz. İkinci dünya savaşı sırasında Danimarkalıların Nazilerden kaçışına yardım ettiğini, Manhattan Projesinin atom bombasını bulacak çalışmalarından rahatsız olup bu bilgilerin dönemin Sovyetler Birliğine de iletilmesi gerektiğini savunduğunu öğrenince ‘heyt bee, işte heykeli dikilecek adam!’ dememize kalmıyor, zaten yaptıklarını görüyoruz. Eh, peynirleri, gemileri ve masalcı Andersen’iyle birlikte Danimarka’nın simgesi olmak böyle bir şey demek ki!



Tarihin tozlu yapraklarında çıktığımız bu keyifli yolculuktan –nasıl bir klişedir bu da- dönerken rastladığım üç Türkçe bilim sitesinden bahsetmek istiyorum. Biri, elektromania.net; diğeri, atominsan.com; ve sonuncusu da, bilim.biz. Şimdilik burada yerlerini alsınlar, detaylı olarak kurcaladıktan sonra belki kalıcı olarak bağlanırız onlara da.

2 yorum:

metin-thePoor dedi ki...

Efenim geldim, gördüm, okudum ve öğrendim. Amma velakin o binaya ben de bayıldım, çevresiyle beraber. Size namus ve şeref sözü veriyorum -bu mesajı okuyan binlerce (?!) kişi tanık olsun-; eğer sayısal lotodan trilyon kazanırsam sponsor olacağım size. Bir şartla tabi: Arada sırada ben de o çimenlerde yuvarlanmak istiyorum.

Ha, ayrıca da gurur duydum. Niye mi? Niye olacak: Siz de başakmışsınız!

Pınar D. dedi ki...

Şart ne demek Metin bey?! Gelin, hatta eşinizi, yavrucağınızı ve evinizde beslediğiniz hayvancıkları da getirin, hep birlikte çimlerin tadını çıkarırız. Yakan top oynarız, ondan sonracıma, ip atlarız, bir köşeye de hamak kurduk mu, değmeyin keyfimize!

Burçlar konusuna hiç girmeyelim isterseniz. Başakların titiz olduğunu cümle alem bilir, ancak sizde biraz unutkanlık mı zuhur etmiş nedir?