10 Eylül 2006

Schrödinger’in Kedisi

Bugün sonucunun ne olacağını kestiremediğim bir görüşmeye giderken birden literatürde Schrödinger’in kedisi olarak geçen ve son dönemde okuduğum, -tek hamlede üçünü sayabilirim- kitaplarda geçen düşünce deneyini idrak ettim. Ne garip, değil mi?

Detayları isteyen gugıllasın, Alev Alatlı’nın aynı adlı kitaplarını geçin, bilim sitelerine sorun; burası gibi mesela...

Olay özetle Erwin Schrödinger adlı Avusturyalı fizikçi amcanın tasarladığı, gerçekten yapmaya kalksanız hayvan severleri ayaklandıracak bir deneyden ibaret: Canlı bir kediyi, çalıştığı takdirde öldürecek ve çalışma olasılığı yüzde elli olan bir mekanizma ile birlikte bir kutuya kapatın. Ve olabilecekler hakkında kafa yorun. İşte Schrödinger amcanın sonradan pişmanlık duyduğunu ifade edeceği marifetlerinden birini siz de yapmış oldunuz.

Daha da cin fikirli iseniz, Eugene Wigner gibi olaya bir arkadaşınızı dahil edin. Onu, bahsi geçen kutu ile birlikte bir odaya kapatın ve ondan sonra kafanızı yorun, acaba kutuyu açtı mı açmadı mı, açtıysa kedi ölü müydü, değil miydi diye…

Ya da benim gibi yapın, bütün bunları defalarca okuduktan sonra normalde olsa yapmamak için bin dereden su getireceğiniz şeyleri (kutuyu açmak) bakalım neymiş (kedi ölü mü diri mi) diye merak ederek yapın ve olumlu sonucu görün (gözlemcinin niyetinin deneyi etkilemesi) Keyif sizin…

Aslında çalışmayarak geçen iki haftada Shannon’un Enformasyon Teorisi’nden ve dalgaların parazitlerinden bahsettiğim bir mesaj yazmaya niyetlenmiştim. Bu süre içinde neler yapmadığımı söylemeyeyim, neler yaptığımı özetleyeyim: sabah 7- 8 arası yürüyüş (ormanda, temiz hava, derin nefes) duş, kahvaltı (öyle müsli falan değil, hakiki ev kahvaltısı) gazete (sadece başlıkları okumaca) sabah kahvesi, günün getirdikleri, öğle uykusu (en sevdiğim kısmı) bahçede çimlerin üzerinde kitap, komşuların torunları, akşam işten çıkan arkadaşlar, yeni açılan kitapçılar vs. Pişman mıyım? Haaayııır!

Bizi yirmi gündür özleyenler için bir parmak bal: paradokslar, düşünce deneyleri, Nobel ödüllü naneler bir yana, yeni bir lazer alıyorum ve derhal hologram yapmaya kaldığım yerden devam ediyorum! Gurunun hatırlattığı gibi hayat yüzde yüz pratiktir.

9 yorum:

metin-thePoor dedi ki...

Kedi milletine eziyet etmeyi bırakınız, yasaklıyorum izninizle bunu size!

Hem siz nereye gittiniz bakayım? Tatil tatil diyerek beni kıskançlıktan çatlattığınız yetmiyormuş gibi, bir de tatil mahallinizin neresi olduğunu merak ettiriyorsunuz. Bu kadar eziyet reva mıdır şu fakire? Teessüflerimi kabul buyrunuz. Hatanızdan döndüğünüzde ben de geri alabilirim o teessüf demetini.

metin-thePoor dedi ki...

Kedi milletine eziyet etmeyi bırakınız, yasaklıyorum izninizle bunu size!

Hem siz nereye gittiniz bakayım? Tatil tatil diyerek beni kıskançlıktan çatlattığınız yetmiyormuş gibi, bir de tatil mahallinizin neresi olduğunu merak ettiriyorsunuz. Bu kadar eziyet reva mıdır şu fakire? Teessüflerimi kabul buyrunuz. Hatanızdan döndüğünüzde ben de geri alabilirim o teessüf demetini.

Pınar D. dedi ki...

Haşa! bir karıncanın kılına dokunduysam namerdim! kedi gibi pençeli heyvenat kısmından da uzak durmuşumdur kendimi koruyabilmek için. varsayalım ki diyordum ben...

tatilde nereye gittiğimin ipuçları sondan bir önceki paragrafımda açık seçik yer alıyor sanırsam. yoksa siz onları bile algılayamayacak kadar bitap mı düştünüz çalışmaktan demiyorum, gelecek teessüflerin altından kalkamayacağımı bildiğimden...

şöyle söyleyeyim, ikimizin de gayet iyi bildiği, muhtemelen yıllarımızın geçtiği bir şehirdeydim, öööle tek başına sahil kasabasına gitmek, kısaca, yemedi nokta. dolayısıyla kıskanacak birşey yoktur, alın hemen teessüflerinizi geri :)

Adsız dedi ki...

merhaba pınar,

blogumu ziyaret etmissiniz, birde yorum bırakmıssınız, bende sizin blogunuzu merak ederek geldim ve cok enteresan ve dolu dolu bir blogla karsılastım. epey zaman ayırmam gerekecek..
ayrıca blogumu link listenize ekleme nezaketinizden ötürü tesekkürler..

sima1

Adsız dedi ki...

merhaba pınar,

blogumu ziyaret etmissiniz, birde yorum bırakmıssınız, bende sizin blogunuzu merak ederek geldim ve cok enteresan ve dolu dolu bir blogla karsılastım. epey zaman ayırmam gerekecek..
ayrıca blogumu link listenize ekleme nezaketinizden ötürü tesekkürler..

sima1

Adsız dedi ki...

merhaba pınar,

blogumu ziyaret etmissiniz, birde yorum bırakmıssınız, bende sizin blogunuzu merak ederek geldim ve cok enteresan ve dolu dolu bir blogla karsılastım. epey zaman ayırmam gerekecek..
ayrıca blogumu link listenize ekleme nezaketinizden ötürü tesekkürler..

sima1

Pınar D. dedi ki...

Sima Hanım, hoşgeldiniz!

rica ederim ve ben teşekkür ederim güzel yorumlarınız için :)

demlik dedi ki...

Terry Pratchett'in bir kitabından...

"Mustrum Ridcully" isimli terso büyü okulu rektörüne "Schrödinger'in Kedisi" durumunu anlatmaya çalışırlar.

Önce delikanlılara ters ters bakar, sonra da "Kutuyu açınca siz ne görürsünüz bilemem, ama içinden fırlayacak kedinin çok sinirli olacağı kesin" der.

Pınar D. dedi ki...

hoşgeldin demlik!